5 Nisan 2013 Cuma

Kıssadan hisse...


Vaktiyle bir padişah, ellerindeki esirlerden birini, diğer esirleri kıştırtıyor,
isyana teşvik ediyor, diye cezalandırmak istedi. Bu tür suçların cezası da
idamdı.
Esir bunu bildiği için, “Ölümden öte yol yoktur”  felsefesiyle, kendi
dilinde padişaha sövüp saydı, iyice içini döktü. Padişah esirin dilinden
anlayan bir vezire, “Neler söylüyor bu adam?” diye sordu.
Vezir, temiz yaratılışlı, iyilik yanlısı biriydi Esirin küfürler savurduğunu değil de “Ben bir hata ettim bir padişah olarak sana yakışan ise affetmektir. Allah da
bağışlamayı ve bağışlayanları sever, diyor” dedi.
Vezirin bu sözleri üzerine padişah merhamete geldi ve esiri affetti Fakat esirin dilinden anlayan kötü yürekli bir başka vezir müdahale etti:
- Padişahım, bu esir söylenenlerin tam tersine size en ağır küfürleri savurdu,
ağzına geleni söyledi dedi.
Padişah yerinde bir soyluluk gösterisinde bulundu Kötü yürekli vezire hitap
ederek, “Önceki vezirimin söylediği yalan, senin söylediğin doğrudan daha çok
hoşuma gitti Senin gammazlığına itibar etmiyorum” dedi ve af kararını geri
almadı.